Almanya’da Verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizinde Görevli ve Yetkili Mahkeme
Zuständiges und örtlich zuständiges Gericht bei der Anerkennung und Vollstreckbarerklärung deutscher Scheidungsurteile in der Türkei
Almanya Federal Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından verilen boşanma kararlarının Türk hukukunda hüküm ve sonuç doğurabilmesi; tanıma, tenfiz veya idari tescil yoluna başvurulmasını gerektirir. Tanıma ve tenfiz yolunda, davanın görevli ve yetkili mahkemede açılması; hak kayıplarının önlenmesi ve yargılamanın gereksiz yere uzamaması bakımından büyük önem taşımaktadır.
1. Görevli Mahkeme (Sachliche Zuständigkeit)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca görev, dava konusunun niteliğine göre yargılamanın hangi mahkeme tarafından yürütüleceğini belirleyen ve kamu düzenine ilişkin bulunan bir usul kuralıdır (HMK m. 1). Bu nedenle mahkeme, görev hususunu yargılamanın her aşamasında resen (kendiliğinden) dikkate almakla yükümlüdür.
Alman mahkemelerince verilen boşanma kararları ile bu kararların fer’î niteliğindeki velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hükümlerin Türk hukukunda sonuç doğurabilmesi amacıyla açılacak tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4).
Müstakil Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise dava, Aile Mahkemesi sıfatıyla davayı görmek üzere Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Görev kurallarının göz ardı edilmesi, görevsizlik kararı verilmesine, yargılamanın uzamasına ve ilave yargılama giderlerinin doğmasına neden olacaktır.
2. Yetkili Mahkeme (Örtliche Zuständigkeit)
Yetki, bir davaya hangi yerdeki hüküm mahkemesi tarafından bakılacağını belirtir. Burada, yer bakımından (coğrafi bakımdan) bir davanın hangi mahkeme tarafından görüleceği söz konusudur (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, İstanbul 2001, s. 379-381).
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde yetki, HMK’nın genel yetki kuralları yerine, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) ilgili hükümleri uyarınca özel ve kademeli bir sistem içerisinde düzenlenmiştir.
MÖHUK m. 41 ve m. 51 uyarınca kademeli yetki kuralı şu şekildedir:
Dava, öncelikle davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
Davalının Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde, Türkiye’de fiilen bulunduğu veya sakin olduğu yermahkemesi yetkilidir.
Davalının Türkiye’de ne yerleşim yeri ne de sakin olduğu bir yer bulunmuyorsa, dava davacının Türkiye’de sakin olduğu yer mahkemesinde açılabilir.
Tarafların Türkiye ile bağının yalnızca nüfus kayıtlarından ibaret olması ve Türkiye’de yerleşim yeri ya da sakin oldukları bir yerlerinin bulunmaması hâlinde ise kanun koyucu son çare olarak özel bir yetki kuralı öngörmüştür. Bu durumda dava; Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemelerinden herhangi birinde açılabilir.
Emsal Yargıtay Uygulamaları
Görevsizlik ve Yetkisizlik Kararlarının Hukuki Niteliği
„Görevsizlik ya da yetkisizlik hâlinde verilecek karar ‚usulden ret‘ kararıdır (HMK m. 115/2). Diğer bir anlatımla görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile mahkeme davadan elini çekmiş olsa da söz konusu kararlar davanın esasını çözmeyip, davacı bu kararların kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurarak davaya kaldığı yerden devam olunmasını sağlayabilmektedir (HMK m. 20).“
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.02.2019 T., E. 2017/3004, K. 2019/217)
Görevin Kamu Düzenine İlişkin Olması ve Resen Gözetilmesi
„Bilindiği üzere, dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde belirtilmiş olup, anılan düzenlemenin 1. bendinin (c) alt bendinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme davanın her safhasında görevli olup olmadığını resen inceler ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı verir (HMK m. 115). Mahkemenin görevli olup olmadığı hususu hüküm kesinleşinceye kadar gerek mahkeme, gerek Yargıtay tarafından resen gözetilir (Arslan, R. / Yılmaz, E. / Taşpınar Ayvaz, S. / Hanağası, E.: Medenî Usul Hukuku, Ankara 2019, s. 204-206).“
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.10.2019 T., E. 2017/1924, K. 2019/1060)
Tanıma ve Tenfiz Davalarında Yargılama Usulü ve Yetki İtirazı Süresi
„5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 55. maddesi gereğince tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır. Basit yargılama usulünde ilk oturuma kadar yetki itirazında bulunulması halinde yetki itirazı süresindedir. Mahkemece davalının yetki ilk itirazının süresinde olduğu kabul edilerek yetki itirazı hadise şeklinde incelenip sonucuna göre karar vermek gerekirken davalının yetki itirazının süresinde olmadığından bahisle reddedilip işin esasının incelenmesi doğru olmamıştır.“
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.05.2008 T., E. 2007/7851, K. 2008/7080)
Tenfiz Davalarında Yetki Kurallarının Niteliği
„5718 sayılı Kanun’un 51. maddesi ile öngörülen yetki kurallarının resen gözetilip gözetilemeyeceğidir. Yetki kurallarının resen gözetilebilmesi için bu kuralın kamu düzenine ilişkin olması gerekir. 5718 sayılı Kanun’un 51/2 hükmünde ise söz konusu yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olduğu açıkça belirtilmediği gibi bu anlama gelebilecek bir ibareye de yer verilmemiştir. Bu nedenle yetki itirazı ilk itiraz olup esasa cevap süresinin geçirilmesinden sonra ileri sürülen yetki itirazına değer verilemez. Mahkeme de yetkisizliği resen gözetemez (Kuru, C. VI, s. 5794).“
(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12.03.2025 T., E. 2024/13577, K. 2025/2559)
SIKÇA SORULAN SORULAR :
1. Mahkeme Yoluna Başvurmadan Konsolosluk Aracılığıyla Tescil Mümkün müdür?
Almanya’da boşanan Türk vatandaşlarının en çok merak ettiği konulardan biri, mahkeme sürecine gerek kalmaksızın boşanma kararının konsolosluk aracılığıyla Türkiye nüfus kayıtlarına işlenip işlenemeyeceğidir. İdari tescil, ancak eski eşlerin beraber hareket edebildiği durumlarda mümkündür. Eski eşlerden birinin başvuruya katılmaması hâlinde idari tescil yolu uygulanamaz; bu durumda tanıma davası açılması zorunludur. İdari tescil ile ilgili tüm detaylar için (Almanya’da Verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’de İdari Tescili: Şartları, Usulü ve Sonuçları) isimli makaleyi inceleyebilirsiniz.
2. Tarafların Her İkisi de Almanya’da Yaşıyorsa Dava Memlekette Açılabilir mi?
Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye ile tek bağının çoğu zaman nüfusa kayıtlı oldukları il veya ilçe olması nedeniyle, davanın bu yerlerde açılabileceği yanılgısına düşülmektedir. Ancak tarafların Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin oldukları bir yer bulunmuyorsa, kanuni düzenleme gereğince dava memlekette değil; yalnızca Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemelerinden birinde açılabilir. Yetkisiz mahkemede açılan davalar, yetki ilk itirazı üzerine dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesiyle sonuçlanacağından, yargılamanın uzamasına ve ilave masraflara yol açar.
3. Eski Eşin Yabancı Devlet Vatandaşı Olması Yetkili Mahkemeyi Nasıl Etkiler?
Bu durumda belirleyici olan husus, davalının Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu yer bulunup bulunmadığıdır. Davalı yabancı eşin Türkiye ile bir bağı yoksa, kademeli yetki sistemi uyarınca öncelikle davacının Türkiye’de sakin olduğu yer mahkemesi yetkili olur. Davacının da Türkiye’de sakin olduğu bir yer bulunmuyorsa, dava Ankara, İstanbul, İzmir Aile Mahkemelerinden birinde ikame edilmelidir.
Sonuç
Almanya’da verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de hukuki netice doğurabilmesi için görevli Aile Mahkemesinde ve MÖHUK’un öngördüğü yetki kurallarına göre dava ikame edilmelidir. Görev ve yetki kuralları göz ardı edilerek dava açılması, zaman kaybına ve ek maliyetlere yol açabilmektedir.