Tanıma ve Tenfiz Davasında Türkiye’ye Gitmek Gerekir mi?

Müssen die Parteien für das Anerkennungs- und Vollstreckungsverfahren in die Türkei reisen?


Kısa Cevap: Yabancı mahkemelerce verilen kararların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde hukuki sonuç doğurabilmesi için Türkiye’ye gitmeden tanıma tenfiz davası açılabilir. Bu davalarda, tarafların şahsen Türkiye’ye gitme zorunluluğu (Präsenzpflicht) bulunmamaktadır. Uluslararası özel hukuk ve usul hukuku kurallarına uygun olarak tanzim edilmiş, özel yetki ve fotoğraf içeren bir vekaletname ile yetkilendirilen bir avukat, davanın ikamesinden hükmün kesinleşmesine kadar tüm süreci müvekkili adına bizzat yürütebilmektedir.

1. Usul Hukuku ve Maddi Hukuk Bakımından Şahsen Bulunma Zorunluluğunun Değerlendirilmesi

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 50 ve devamı hükümleri uyarınca, yabancı adli merciler tarafından verilen kararların Türkiye Cumhuriyeti’nde icra kabiliyeti kazanması (tenfiz) veya kesin hüküm/kesin delil etkisi doğurması (tanıma), Türk mahkemelerinin vereceği bir kabul kararına bağlıdır.

Esastan İnceleme Yasağı (Verbot der Nachprüfung in der Sache / Révision au Fond)

MÖHUK sistematiğinde tanıma ve tenfiz davaları, yabancı mahkeme kararının esasına girilerek maddi uyuşmazlığın yeniden yargılandığı davalar değildir. Türk hakimi, yabancı mahkemenin uyuşmazlığı doğru çözüp çözmediğini denetleyemez. Bu yargılama, yabancı ilamın kanunun aradığı asgari usuli şartları (kamu düzenine aykırı olmama, savunma haklarına riayet edilerek kesinleşmiş olma vb.) taşıyıp taşımadığının denetlendiği, sınırlı bir usuli denetim yargılamasından ibarettir.

Temsil Yetkisi ve İstisnai Haller

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 71 uyarınca dava ehliyeti olan herkes, davasını tayin edeceği bir vekil (avukat) vasıtasıyla açabilir ve takip edebilir. Tanıma ve tenfiz davalarında davanın tarafları;

  • Dava dilekçesinin tanzimi ve ikamesi,
  • Harç, gider avansı ve MÖHUK m. 48 kapsamında (gerekmesi halinde) teminat işlemlerinin ifası,
  • Tebligat süreçlerinin takibi,
  • Duruşmalara katılım ve kanun yollarına başvuru

dahil olmak üzere tüm yargısal işlemleri avukatları aracılığıyla ifa edebilirler. Tanıma ve tenfiz davaları büyük ölçüde yazılı deliller (yabancı mahkeme kararı, kesinleşme şerhi, apostil) üzerinden yürütüldüğünden, mahkemece tarafların bizzat dinlenmesini gerektiren istisnai durumlar dışında ilgilinin Türkiye’de hazır bulunma yükümlülüğü bulunmamaktadır.

2. Vekaletnamenin Şekli Şartları ve Özel Yetki (Spezialvollmacht) Zorunluluğu

Sürecin Türkiye’ye gitmeksizin, tamamen uzaktan ve vekil eliyle yürütülebilmesinin yegane şartı, usulüne uygun bir vekaletnamenin avukata tevdi edilmesidir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile ilgili mevzuat hükümleri uyarınca; şahsın kişisel durum (boşanma, velayet, soybağı vb.) değişikliklerini doğrudan etkileyen tanıma ve tenfiz davalarında genel dava vekaletnameleri kabul edilmemektedir.

Tanıma ve tenfiz davaları için verilecek vekaletnamede şu unsurların kümülatif (birlikte) bulunması gerekmektedir:

Özel Yetki (Spezialvollmacht): Vekaletname metninde avukata „yabancı mahkeme kararının tanınması ve/veya tenfizi davası açmaya, yürütmeye ve takibe“ ilişkin sarih ve duraksamaya yer vermeyecek nitelikte yetki verilmelidir.

Karşı Tarafın Bilgileri: Karşı tarafın (eski eşin) adı, soyadı ve kimlik bilgileri vekalet metnine yazdırılmalıdır.

Fiziksel Bütünlük ve Fotoğraf: Vekaletname mutlaka fotoğraflı olarak tanzim edilmelidir. Belgeyi düzenleyen resmi makam (Konsolos veya Alman Noteri), ilgilinin fotoğrafının üzerine resmi mühür basarak fotoğraf ile belge arasındaki fiziksel ve hukuki bütünlüğü tasdik etmelidir.

3. Almanya Federal Cumhuriyeti’nden Vekaletname Tanzim Usulleri

Almanya’da mukim olan kişiler, vekaletname tanzim sürecini yetki paylaşımı ve hukuki rejimleri birbirinden tamamen farklı olan iki resmi merci kanalıyla gerçekleştirebilirler:

Seçenek A: Türk Başkonsoloslukları Nezdinde Doğrudan Tanzim

Türk vatandaşları, Mavi Kart hamilleri ve gerekli usuli şartları yerine getiren yabancı ülke vatandaşları, Türk dış temsilciliklerinin noterlik servislerinden faydalanabilirler.

Yabancıların Konsolosluktaki Hukuki Statüsü: Yabancı ülke (örneğin Alman) vatandaşlarının Türk Konsolosluklarında işlem yapması hukuken mümkündür. 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca; yabancı ülke vatandaşları da konsolosluk nezdinde vekaletname tanzim ettirebilirler. Ancak yabancının Türkçe bilmemesi halinde, işlemlerin konsolosluk siciline kayıtlı yeminli bir tercüman refakatinde gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur.

Süreç ve Usul: Konsolosluk Randevu Sistemi üzerinden noterlik randevusu alınır. Randevu gününde; geçerli ulusal pasaport, T.C. kimlik kartı veya Mavi Kart ile birlikte son 6 ayda çekilmiş vesikalık fotoğraflar ibraz edilerek, özel yetkili vekaletname doğrudan Türkçe dilinde tanzim ettirilir.

Hukuki Avantajı: Bu usulle çıkarılan vekaletnameler, doğrudan Türk mevzuatına göre tanzim edildiğinden; Türkiye’de ek bir tercüme, noter onayı veya Apostil şerhi süreçlerine tabi tutulmaksızın doğrudan adli mercilere sunulabilir.

Seçenek B: Alman Noterlikleri (Notar) Nezdinde Tanzim (Alternatif Usul)

Konsolosluk randevularındaki gecikmeler ve benzeri durumlarda, gerek Türk/Mavi Kartlı vatandaşlar gerekse yabancı ülke vatandaşları için yerel Alman noterlikleri (Notar) pratik ve yasal bir alternatiftir.

Ancak Alman noterince tanzim edilen bir belgenin Türk mahkemelerince kabul edilebilmesi için şu sıralı yasal silsilenin eksiksiz tamamlanması mecburidir:

I. Metin Tespiti ve Dil Yönetimi

Türkiye’deki davayı yürütecek avukattan, Türk mahkemelerinin aradığı özel yetkileri içeren Türkçe vekaletname taslağı temin edilir. Türkçe metin Almanya’da yetkili bir yeminli tercüman vasıtasıyla Almancaya çevrilerek ya da çift dilli (iki sütun halinde) hazırlanarak notere sunulur.

II. İmza Tasdiki (Unterschriftsbeglaubigung) ve Fotoğraf Şartı

Alman noteri huzurunda imza beyanında bulunulur. Noter, imza atan kişinin kimlik tespitini yaparak imzayı onaylar.

⚠️ Kritik Pratik Bilgi: Türk yargı organları tanıma-tenfiz işlemlerinde vekaletnamenin mutlaka fotoğraflı olmasını aramaktadır. Bu nedenle, Alman noterinin tanzim ettiği belgenin üzerine ilgilinin vesikalık fotoğrafının yapıştırılması ve noterin mühür/soğuk damgayı fotoğrafı da kapsayacak şekilde basması (fiziksel ve hukuki bütünlük ilkesi) belgenin Türkiye’deki mahkemelerce reddedilmesini önlemek adına hayati önem taşır.

III. Apostil Şerhi (Apostille)

Alman noterinin tasdik ettiği belgenin, 5 Ekim 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi uyarınca Türkiye’de resmi belge hükmünü haiz olabilmesi için; noterliğin bağlı olduğu yetkili adli merciden (Eyalet mevzuatına göre genellikle Landgerichtbaşkanlığından) belgenin aslına Apostil şerhi alınması zorunludur.

IV. Tercüme ve Türkiye Hukuk Sistemine Entegrasyon Süreci

Alman noterinden alınan ve aslına Apostil şerhi vurulan Almanca belgenin Türk mahkemesinde kabul görmesi için Türkçe tercümesinin bulunması ve bu tercümenin resmiyet kazanması şarttır. Bu süreç hukuken 3 farklı yoldan biriyletamamlanabilir:

1. Yol (Türkiye’de Tercüme ve Noter Tasdiki): Orijinal apostilli Almanca belge doğrudan Türkiye’deki avukata gönderilir. Belge, Türkiye’deki yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilir ve Türkiye’deki bir T.C. Noterliği tarafından onaylanır. Uygulamada en hızlı ve en sorunsuz kabul gören yöntem budur.

2. Yol (Almanya’da Tercüme ve Türk Konsolosluğu Onayı): Belge Almanya’da yeminli bir tercümana (vereidigter Dolmetscher) Türkçeye çevirtilir. Türkçe tercüme metni, Almanya’daki Türk Başkonsolosluğu’na götürülerek imza ve tercüme tasdiki (Legalizasyon) yaptırılır.

3. Yol (Çifte Apostil – Konsolosluksuz Yöntem): Belge Almanya’da yeminli bir tercümana Türkçeye çevirtilir. Tercümanın bağlı olduğu yetkili idari/adli merciden (Landgericht veya yetkili eyalet makamı), yeminli tercümanın imza ve sıfatını tasdik eden ikinci bir Apostil şerhi (Çifte Apostil) alınır.

    4. Sıkça Sorulan Sorular (F.A.Q.)

    • Türkiye’ye gitmeden tanıma ve tenfiz davası açılması mümkün müdür?

      Evet, mümkündür. Usulüne uygun olarak tanzim edilmiş, özel yetki içeren fotoğraflı bir vekaletname ile yetkilendirdiğiniz avukatınız; sizin Türkiye’ye seyahat etmenize gerek kalmaksızın tüm dava süreçlerini ikame etmeye, yürütmeye ve kararı kesinleştirmeye tam yetkilidir.
    • Yargılama sürecinde tarafların duruşma salonunda hazır bulunması zorunlu mudur?

      Hayır. Tanıma ve tenfiz davaları usuli incelemeye tabi davalar olup, tarafların şahsen dinlenmesini gerektiren maddi bir uyuşmazlık çözülmediğinden, mahkemece istisnai bir ara karar kurulmadığı müddetçe duruşmalara yalnızca vekilin (avukatın) katılımı yeterlidir.
    • Alman noterlerince tanzim edilen vekaletnameler Türk mahkemelerince kabul edilir mi?

      Evet, kabul edilir. Ancak bu belgenin geçerliliği; üzerinde Lahey Sözleşmesi’ne uygun Apostil şerhinin bulunmasına, belgenin fotoğraflı ve mühürlü olmasına ve usulüne uygun şekilde Türkçe tercümesinin yapılarak resmi makamlarca (T.C. Noterleri veya Konsolosluk) tasdik edilmiş olmasına bağlıdır.

    Sonuç ve Genel Değerlendirme

    Netice itibarıyla; Almanya’da yerleşik kişilerin, yabancı mahkemelerden aldıkları kararları Türkiye’de geçerli kılmak için Türkiye’ye seyahat etme zorunlulukları bulunmamaktadır. Sürecin hak kaybına uğramaksızın, hızlı ve tamamen uzaktan yönetilebilmesi; Konsolosluk veya Alman Noteri kanalıyla çıkarılacak, usul hukuku kriterlerine tam uyumlu, özel yetki ve fotoğraf içeren bir vekaletnamenin avukata tevdii ile mümkündür.

    ℹ️ İdari Tescil Alternatifi : Yabancı mahkeme boşanma ilamlarının Türk nüfus kütüğüne tescili amacıyla, dava ikamesine alternatif olarak 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi kapsamında idari başvuru yolu ihdas edilmiştir. Ancak bu idari usulün yasal kapsamı, münhasıran yabancı mahkeme kararının boşanma hükmü ile sınırlıdır (velayet, nafaka, mal paylaşımı gibi ikincil hükümleri kapsamaz). Tek taraflı irade beyanı veya taraflardan birinin sürece katılmaması durumunda idari tescil yapılamayacak ve yine adli yargıda tanıma-tenfiz davası açılması gerekecektir. Detaylı bilgi için (Almanya’da Verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’de İdari Tescili: Şartları, Usulü ve Sonuçları ) başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

    Ähnliche Beiträge