Almanya’da Verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’de İdari Tescili: Şartları, Usulü ve Sonuçları

Die administrative Eintragung deutscher Scheidungsurteile in der Türkei: Voraussetzungen, Verfahren und Rechtsfolgen

Devletlerin egemenliği ve yabancı mahkeme kararlarının ülkeselliği (territoriality) ilkesi uyarınca, yabancı bir devlet mahkemesince tesis edilen boşanma ilamları, Türk hukuk düzeninde kendiliğinden bir hüküm ve sonuç doğurmaz. Bu yalın hukuki gerçek, yakın geçmişe kadar yurt disinda boşanan Türk vatandaşlarını, kararın Türkiye’de geçerlilik kazanabilmesi adına uzun ve meşakkatli „tanıma ve tenfiz davaları“ açmak zorunda bırakmaktaydı.

Bu durum, pratik hayatta çok ciddi hak kayıplarına yol açıyordu. Örneğin; Almanya’da aile mahkemesi kararıyla resmen boşanmış ve hayatına yeni bir yön vermiş olan bir vatandaşımız, Türkiye’deki resmi kayıtlarda halen eski eşiyle „evli“ görünmeye devam etmekteydi. Bu sistemsel paradoks; tarafların yeniden evlenmek istediklerinde yasal engellerle karşılaşmalarına, eski eşlerin birbirine mirasçı olmaya devam etmesine ve mal rejimlerinin tasfiyesinde içinden çıkılmaz mülkiyet krizlerine sebebiyet vermekteydi. Sadece nüfus kayıtlarının fiili gerçeklikle uyumlu hale getirilmesi gibi tamamen bürokratik bir amaç uğruna bireylerin yıllarca süren davalara, yüksek mahkeme masraflarına ve ağır zaman kayıplarına mecbur bırakılması, hem vatandaşlar hem de Türk yargı sistemi üzerinde yersiz bir yük oluşturmaktaydı.

Kanun koyucu, uygulamada kronik bir hal alan bu mağduriyeti gidermek ve yabancı ülkelerde verilen boşanma kararlarının Türk nüfus kütüklerine süratle aksetmesini sağlamak amacıyla 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na 27/A maddesini dercetmiştir. Bu reform niteliğindeki yasal düzenleme ile doktrinde ve uygulamada yeni bir dönem başlamış; kanunun öngördüğü kümülatif (bir arada bulunması zorunlu) şartların varlığı halinde, yabancı boşanma kararlarının bir mahkeme hükmüne gerek kalmaksızın, doğrudan idari bir tasarrufla nüfus kütüğüne tescil edilebilmesine imkan tanınmıştır.

İdari Tescilin Şartları ve Başvuru Ehliyeti

Yabancı adli veya idari makamların kararlarının dava açılmaksızın idari yoldan nüfus kütüğüne işlenebilmesi, yasa koyucu tarafından belirli esasi ve şekli şartların varlığına tabi kılınmıştır. 5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesinde somutlaşan kanuni zemin aynen şu şekildedir:

“Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte veya taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekilinin tek başına başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırıbulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.“

Bu amir hüküm ışığında, idari tescil mekanizmasının işletilebilmesi için aşağıda zikredilen şartların birlikte gerçekleşmesi zorunludur:

1. Kararın Esasına İlişkin Şart (Maddi Şart)

İdari tescil yolu yalnızca boşanma, evliliğin geçersizliği (butlanı), iptali veya evlilik bağının mevcut olup olmadığının tespitine dair kararlar yönünden sınırlandırılmıştır. Bu spesifik kapsamın dışında kalan yabancı ilamların (örneğin nafaka veya tazminat taleplerinin tek başına) idari yolla tescili hukuken imkansızdır.

2. Yetkili Makam Tarafından Tesis Edilmiş Olma Şartı

Kararın, ihdas edildiği ülkenin kendi iç hukuk normlarına göre bu alanda karar vermeye yetkili kılınmış bir organ tarafından verilmiş olması şarttır. Örneklemek gerekirse; Almanya’da aile mahkemeleri (Familiengerichte) tarafından ittihaz olunan boşanma hükümleri bu yasal gerekliliği tam manasıyla karşılamaktadır.

3. Şekli Anlamda Kesinleşme Şartı

Henüz itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yolu aşamaları tükenmemiş, askıda bulunan kararlar idari tescile konu edilemez. Bu sebeple başvuru esnasında, kararın ilgili ülke hukuku nezdinde kesinleştiğini tevsik eden (gösteren) resmi bir kesinleşme şerhinin (Rechtskraftvermerk) veya belgesinin ibrazı kaçınılmazdır.

4. Türk Kamu Düzenine Açıkça Aykırı Olmama Şartı

Tescil talebinin kabul görebilmesi için, yabancı kararın Türk kamu düzeninin temel dinamikleriyle açıkça çelişmemesi gerekir. Ancak burada yapılacak kamu düzeni denetimi oldukça dar yorumlanmalıdır; yalnızca Türk hukukunun vazgeçilmez temel ilklerine yönelik açık ve ağır bir ihlalin varlığı halinde tescilden kaçınılmalıdır.

Usul ve Başvuru Şartlarının Yerine Getirilmesi

5490 sayılı Kanun’un lafzına ve ruhuna işlerlik kazandırmak amacıyla, 07.02.2018 tarihli Resmî Gazete’de Yabancı Ülke Adlî veya İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır. Bu mevzuat çerçevesinde, idari tescil başvurusunda bilhassa şu usuli adımlar hayati önem arz etmektedir:

Başvuru Yapılacak Yetkili Merciler

Başvurular; yurt dışında kararın tanzim edildiği ülkedeki Türk dış temsilciliklerine (konsolosluklara), yurt içinde ise taraflardan en az birinin yerleşim yerinin (ikametgahının) bulunduğu il nüfus müdürlüğüne yöneltilir.

Eğer tarafların Türkiye’de kayıtlı hiçbir yerleşim yeri adresi bulunmuyor ise başvurular kanunen sınırlı sayıda sayılmış olan şu il müdürlüklerinden birine yapılmak zorundadır: Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Kahramanmaraş, Samsun, Siirt, Sivas, Trabzon, Şanlıurfa ve Van.

Başvuru Usulü

Yabancı ülke makamlarının kararlarını aile kütüğüne işleme iradesi; taraflarca bizzat, kanuni temsilcileri veya bu işleme ilişkin özel yetki içeren vekaletnamelerle donatılmış vekilleri (avukatları) aracılığıyla beyan edilir. Başvuru anında tarafların yetkili merci önünde aynı anda hazır bulunması bir zorunluluk teşkil etmez; taraflar iradelerini eş zamanlı olarak ortaya koyabilecekleri gibi, ayrı zamanlarda da müracaat edebilirler.

Tek taraflı irade beyanıyla vuku bulan (gıyabi) boşanmalar müstesna olmak üzere; evlilikleri yabancı mahkeme kararıyla sona ermiş kişilerin tescil işlemi öncesinde vefat etmesi halinde, tescil talebi bu işlemde hukuki yararı bulunan ilgililer (örneğin yasal mirasçılar) tarafından tek başına ikame edilebilir.

Başvuruda İbrazı Zorunlu Belgeler

  1. İdari tescil mekanizmasının işletilebilmesi için aşağıda dökümü yapılan belgelerin eksiksiz şekilde sunulması kanuni bir zorunluluktur:
    • a) Başvuru Formu,
    • b) Aile kütüğüne tescili talep edilen, usulüne uygun olarak onaylanmış kararın aslı ile noter yahut dış temsilcilikçe tasdik edilmiş veya ilgili ülkenin yetkili makamı tarafından Apostil (Apostille) şerhi tatbik edilerek onaylanmış Türkçe tercümesi,
    • c) Karar metninde açık bir kesinleşme şerhinin aslı mevcut değilse, kararın verildiği ülke kanunlarına göre kesinleştiğini gösteren onaylı belge veya yazının aslı ile noter/dış temsilcilik onaylı yahut Apostil şerhli Türkçe tercümesi,
    • ç) Tarafların kimlik veya pasaport fotokopileri; taraflardan birinin yabancı ülke vatandaşı olması durumunda ise kimlik veya pasaportun noter tasdikli Türkçe tercümesi,
    • d) Vekil vasıtasıyla yapılacak başvurularda, noter tarafından tanzim edilmiş, fotoğraflı ve bu tescil işlemine özel yetki içeren özel vekâletnamenin aslı veya onaylı örneği.
  2. Söz konusu yabancı kararla ilgili olarak daha evvel Türk mahkemelerinde açılmış ve halen derdest (devam eden) olan bir dava dosyasının bilgileri veya bu kararın daha önce Türk yargısınca kesin hükme bağlanıp bağlanmadığına dair ilam aslı yahut tanımanın geçmişte reddedildiğine ilişkin adli makamlardan alınan tevsik edici belgeler başvuru formuna eklenmelidir.
  3. Sunulan evraklarda herhangi bir eksiklik saptanması durumunda, ilgililere bu eksiklikleri ikmal etmeleri (tamamlamaları) için doksan günlük net bir mehil tanınır. Bu süre zarfında ikmal edilmeyen başvurular reddedilir.

Hükmün Bölünebilirliği İlkesi ve Tenfiz Sınırı

Yabancı mahkeme kararında boşanma hükmünün yanı sıra; velayet, iştirak nafakası, çocukla kişisel ilişki tesisi, mal rejiminin tasfiyesi ve maddi/manevi tazminat gibi icrai nitelikte (tenfize konu) ikincil hükümler yer almaktaysa, ilgili idari komisyon kararı yalnızca evlilik bağının çözülmesi (boşanma, butlan vb.) yönünden inceleyerek kabul eder. Komisyonun tescil kararı, velayet, nafaka veya tazminat gibi mali ve koruyucu hükümler bakımından Türkiye’de asla bir hukuki sonuç doğurmaz.

Bu ikincil hükümlerin Türk hukuku nezdinde icra kabiliyeti kazanabilmesi için, tarafların 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümleri dairesinde yetkili aile mahkemelerinde ayrıca tanıma ve tenfiz davası ikame etmesi şarttır.

Genel Değerlendirme

Özetlemek gerekirse; 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi, yabancı mahkemeler veya yetkili idari otoriteler tarafından ittihaz olunan boşanma kararlarının, kanuni şartların tecellisi halinde yargısal bir tanıma davasına hacet kalmaksızın doğrudan nüfus kütüğüne işlenmesine olanak tanımıştır. Bu modern hukuki enstrüman, bilhassa gurbette yaşayan Türk vatandaşları için önemli bir usuli kolaylık sağlamış; anlamsız dava süreçlerinin, zaman kayıplarının ve yüksek yargılama giderlerinin önüne set çekmiştir.

Ne var ki, idari tescil yolunun doğurduğu hukuki sonuçlar yalın bir statü değişikliğinden ibarettir. Bu mecra, yabancı boşanma kararının yalnızca „evlilik birliğinin sona ermesi“ yönünü Türk nüfus kayıtlarına tescil eder. Kararın muhtevasında yer alan velayet, iştirak nafakası, çocukla şahsi münasebet, mal rejimi, maddi ve manevi tazminat gibi malvarlıksal ve koruyucu hükümlerin Türk coğrafyasında hüküm ifade edebilmesi, somut olayın dinamiklerine göre ancak ve ancak müstakil bir tanıma tenfiz davası ile mümkündür.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 29.11.2023 Tarih, 2022/1205 Esas, 2023/1188 Sayılı emsal niteliğindeki kararında bu hukuki sınırları kalın çizgilerle çizmiştir. Yüksek Mahkeme, idari tescilin yalnızca boşanma statüsüne inhisar eden neticeler doğuracağını, karardaki diğer tüm yan hükümlerin ise ancak 5718 sayılı Kanun (MÖHUK) çerçevesinde alınacak bir mahkeme kararı (tanıma/tenfiz) ile Türk hukuk düzenine entegre olabileceğini sarih bir biçimde tescil etmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Vatandaşların en sık sorduğu sorular ve bu soruların hukuki karşılıkları şu şekildedir:

1. İdari tescil başvurusu için Türkiye’ye gitmem şart mı?

Cevap: Hayır, Türkiye’ye gitmeniz zorunlu değildir. Almanya’daki yetkili Türk Başkonsoloslukları üzerinden bu işlemi yapabileceğiniz gibi, Türkiye’de bulunan bir avukata bu işlem için „özel yetki“ içeren bir vekaletname vererek süreci kendiniz hiç gelmeden, tamamen uzaktan da yürütebilirsiniz.

2. Eski eşim tescil işlemi için konsolosluğa veya nüfusa gelmek istemiyor, ne yapmalıyım?

Cevap: İdari tescil için asıl kural, her iki tarafın (veya vekillerinin) ortak başvuru iradesidir. Eğer eski eşiniz başvurudan kaçınıyor veya süreci sabote ediyorsa idari tescil yolu tıkanır. Bu durumda, Türkiye’deki haklarınızın ve boşanma statünüzün tescili için yetkili Türk Aile Mahkemesinde tek taraflı olarak „Tanıma ve Tenfiz Davası“ açmanız yasal bir zorunluluk haline gelir.

3. Almanya’daki boşanma kararımda velayet ve nafaka da var. İdari tescil bunları da kapsar mı?

Cevap: Hayır, kesinlikle kapsamaz. İdari tescil komisyonu sadece „boşandığınız“ gerçeğini nüfus kütüğüne işler. Kararda yer alan velayet, nafaka, tazminat veya mal paylaşımı gibi icrai hükümlerin Türkiye’de geçerli olması ve icra edilebilmesi için mutlaka Aile Mahkemesinde tanıma tenfiz davası açılması gerekir.

4. Mavi Kart (Eski Türk Vatandaşı) sahipleri de bu idari tescil yolundan faydalanabilir mi?

Cevap: Evet, faydalanabilirler. Doğumla Türk vatandaşı olup da sonradan izinle yabancı ülke (örneğin Alman) vatandaşlığına geçen ve kendilerine Mavi Kart verilen kişiler de 5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesindeki idari tescil imkanından yararlanarak Türkiye’deki Mavi Kartlılar Kütüğündeki kayıtlarını güncelleyebilirler.

5. Boşanma kararının Türkiye’de tescil edilmemesi durumunda miras hakkı ne olur?

Cevap: Almanya’da boşanmış olsanız dahi, bu karar idari tescil veya tanıma-tenfiz davası ile Türk nüfus kayıtlarına işlenmediği sürece Türkiye’de hukuken halen evli görünürsünüz. Bu süreçte taraflardan birinin vefat etmesi halinde, resmi kayıtlarda „sağ kalan eş“ olarak görünen eski eş, Türkiye’deki taşınmazlar ve malvarlığı üzerinde yasal mirasçı olmaya devam eder. Bu durum, gerçek mirasçıların mülkiyet krizleriyle karşılaşmasına yol açar.

6. Almanya’da boşandıktan sonra Türkiye’de idari tescil yaptırmak için belirli bir süre sınırı var mıdır?

Cevap: Hayır, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de idari tescille nüfus kütüğüne işlenmesi için kanunen belirlenmiş genel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı yoktur. Boşanmanın üzerinden yıllar geçmiş olsa dahi gerekli evrakları tamamlayarak her zaman başvuru yapabilirsiniz. Ancak miras, yeniden evlenme ve mal paylaşımı haklarında kayıp yaşamamak adına işlemin geciktirilmeden yapılması tavsiye edilir.

7. İdari tescil işlemi tamamlandıktan sonra kadının soyadı ne zaman değişir ve yeni kimlik nasıl alınır?

Cevap: İdari komisyon tescil kararını onaylayıp sisteme işlediği andan itibaren kadının nüfustaki soyadı otomatik olarak evlilik öncesindeki (kızlık) soyadı haline gelir. Karar sisteme düştükten hemen sonra, taraflar yurt içinde nüfus müdürlüklerinden, yurt dışında ise konsolosluklardan randevu alarak yeni kimlik kartı ve pasaport başvurusunda bulunabilirler.

8. Başvuru sırasında Türkiye’den alınan eski evlilik cüzdanını (aile cüzdanı) teslim etmek zorunda mıyız?

Cevap: Evet, idari tescil başvurusu esnasında tarafların ellerinde bulunan Türk aile cüzdanını yetkili merciye ibraz etmesi istenir. Evlilik bağı idari olarak resmen sonlandırılacağı için bu cüzdan ilgili memurlukça iptal edilir. Cüzdanın kaybolması durumunda ise başvuru formunda bu durumun beyan edilmesi istenir.

9. Eşlerden biri hiçbir zaman Türk vatandaşı olmamış bir yabancı ise, Türk olan taraf tek başına idari tescil yapabilir mi?

Cevap: Evet, yapabilir. 5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesi bu konuda açık bir istisna tanımıştır. Eğer boşandığınız eski eşiniz yabancı bir ülke vatandaşı ise (ve hiçbir dönem Türk vatandaşlığı bulunmadıysa), Türk vatandaşı olan eş, yabancı eşin rızasına veya varlığına ihtiyaç duymaksızın, gerekli evraklarla tek başına başvurarak boşanmayı Türkiye’de idari yoldan tescil ettirebilir.

10. Eşlerden biri sonradan Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşlığına geçmişse (çifte vatandaşlık durumu veya sadece Alman vatandaşlığı), ortak başvuru nasıl yapılır?

Cevap: Boşanma anında veya başvuru anında tarafların vatandaşlık statüsünün değişmiş olması idari tescile engel değildir. Önemli olan, evliliğin Türk nüfus kayıtlarında mevcut olmasıdır. Eğer taraflardan biri sonradan sadece Alman vatandaşı olmuşsa, başvurudan Alman kimlik/pasaportunun noter onaylı Türkçe tercümesini sunarak süreç yürütülebilir. Taraflar konsolosluğa birlikte giderek veya vekilleri aracılığıyla başvuruyu tamamlayabilirler.

11. Alman mahkemesinin verdiği gıyabi boşanma kararları (karşı tarafın duruşmaya katılmadığı durumlar) idari yoldan tescil edilebilir mi?

Cevap: Gıyabi kararlar prensip olarak tescil edilebilir ancak burada kritik bir „kamu düzeni“ ve „savunma hakkı“ denetimi yapılır. Alman mahkemesince hazırlanan dava dilekçesinin ve duruşma gününün, duruşmaya katılmayan tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği incelenir. Eğer tebligatlar usulsüz ise veya savunma hakkı ağır şekilde ihlal edilmişse başvuru reddedilir ve tarafların Türkiye’de tanıma-tenfiz davası açması gerekir.

12. İdari tescil reddedilirse ne kadar süre içinde mahkemeye başvurulmalıdır?

Cevap: İdari tescil talebinin komisyon tarafından reddedilmesi halinde, bu karara karşı idari yargıda dava açmak yerine doğrudan Aile Mahkemesinde tanıma ve tenfiz davası ikame edilmesi hukuken en doğru ve hızlı yoldur. Bu davayı açmak için yasa koyucu tarafından belirlenmiş bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır; ret kararının ardından taraflar diledikleri zaman mahkeme yoluna başvurabilirler.

13. Alman mahkeme kararındaki mal paylaşımı (Zugewinnausgleich) ve emeklilik kasası denkleştirmesi (Versorgungsausgleich) hükümleri Türkiye’deki malvarlığını etkiler mi?

Cevap: Hayır, idari tescil işlemi bu hükümleri kesinlikle kapsamaz. Alman mahkemesinin emeklilik haklarına veya mal rejimine ilişkin verdiği icrai kararlar Türkiye’de kendiliğinden geçerli olmadığı gibi idari tescille de geçerlilik kazanamaz. Türkiye’deki taşınmazların veya banka hesaplarının paylaşımı amacıyla bu hükümlerin icra edilebilmesi için Türkiye’de müstakil bir tenfiz davasının açılması yasal bir zorunluluktur.

14. Almanya’da boşanma davası sürerken veya karar kesinleşmeden taraflardan biri vefat ederse idari tescil yapılabilir mi?

Cevap: Hayır, idari tescil mekanizmasının işletilebilmesi için yabancı mahkeme kararının hukuken „kesinleşmiş“ olması kümülatif (zorunlu) bir şarttır. Karar kesinleşmeden önce taraflardan birinin vefat etmesi halinde, evlilik bağı boşanma ile değil vefat ile sona ermiş sayılır. Bu durumda süreç idari tescilin kapsamından çıkar.

15. Hem Türk hem Alman vatandaşıyım (Çifte Vatandaş). Alman mahkemesine başvururken hangi kimlik bilgilerimin kullanıldığı idari tescil için önemli midir?

Cevap: Evet, bu husus uygulamada en çok bürokratik engel çıkaran konulardan biridir. Alman mahkemesindeki boşanma kararında yer alan adınız, soyadınız veya doğum tarihiniz, Türk nüfus kaydınızdaki (veya Mavi Kartınızdaki) bilgilerle birebir uyuşmalıdır. Özellikle Alman vatandaşlığına geçtikten sonra isim/soyisim değişikliği (isim beyanı – Namenserklärung) yaptıysanız ve bu değişikliği önceden Türk nüfus müdürlüğüne bildirmediyseniz, konsolosluk veya nüfus müdürlüğü „kişi tespiti“ yapamadığı için idari tescil başvurusunu reddedebilir. Bu durumda öncelikle Türkiye’deki isim kayıtlarının güncellenmesi gerekir.

16. Konsoloslukta idari tescil randevusu aldık ancak eski eşimle aynı gün oraya gitmek istemiyorum. Ayrı günlerde giderek imza verebilir miyiz?

Cevap: Evet, mevzuat buna açıkça izin vermektedir. Ortak başvuru iradesinin aynı anda beyan edilmesi şart değildir. Eşlerden biri (veya vekili) gerekli evraklarla konsolosluğa giderek başvurusunu yapar ve imzasını atar. Diğer eş (veya vekili) ise aynı dış temsilcilikte ya da Türkiye’deki yetkili bir nüfus müdürlüğüne, ilk başvurudan itibaren 90 gün içinde giderek kendi onay imzasını verebilir. İki tarafın da irade beyanı tamamlandığı an, idari tescil başvurusu işleme alınır.

17. Alman mahkemesinden alınan „Ayrılık Kararı“ (Getrenntleben) Türkiye’den idari tescile konu edilebilir mi?

Cevap: Hayır, edilemez. Almanya’da tarafların boşanma davası açabilmesi için yasal olarak bir yıl ayrı yaşamaları (Trennungsjahr) gerekmekte ve mahkemeler bazen bu ayrılık durumunu tespit eden kararlar verebilmektedir. Ancak 5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesi sadece evlilik bağını tamamen sona erdiren (boşanma, butlan, iptal) kararların tesciline izin verir. Ayrılık kararları evliliği bitirmediği için Türkiye’de idari tescile veya tanıma tescil davasına konu olamaz.

18. Boşanma kararının aslı kaybolduysa veya mahkemeden yeni bir nüsha alındıysa tescil işlemi yapılabilir mi?

Cevap: Evet, yapılabilir. Alman mahkemesinden kararın onaylı bir örneği (Ausfertigung veya beglaubigte Abschrift) yeniden talep edilmelidir. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, mahkemeden yeni alınan bu nüshanın üzerinde de kararın kesinleştiğini gösteren „Rechtskraftvermerk“ (kesinleşme şerhi) damgasının ve tarihinin güncel olarak yer alması zorunluluktur. Bu yeni nüshaya tekrar Apostil alınıp tercüme ettirilerek başvuru yapılabilir.

19. İdari tescil tamamlandıktan sonra geçmişe dönük hak kayıpları (örneğin boşanma tarihinden sonra alınan mallar) nasıl etkilenir?

Cevap: İdari tescil komisyonu kararı onayladığında, Türkiye’deki boşanma tarihiniz idari tescilin yapıldığı gün değil, Alman mahkemesinin kararının kesinleştiği tarih olarak kayıtlara geçer. Bu çok kritiktir; çünkü Alman mahkemesinin kesinleşme tarihinden sonra Türkiye’de edindiğiniz taşınmazlar veya mallar, yasal olarak eski eşinizle olan „mal rejimi“ kapsamının dışında kalır ve geçmişe dönük mülkiyet riskleriniz tamamen ortadan kalkar.

20. Türkiye’ye evliliğimiz hiç bildirilmemişse doğrudan idari tescil yapılabilir mi?

Cevap: Hayır, doğrudan boşanma tescili yapılamaz. Eğer Almanya’daki evliliğinizi zamanında Türk konsolosluğuna bildirmediyseniz (yani Türkiye’de resmi kayıtlarda halen „bekar“ görünüyorsanız), sistemde boşanabileceğiniz bir evlilik kaydı bulunmuyor demektir. Bu durumda izlenmesi gereken usul sırasıyla şöyledir: Önce Almanya’daki evlilik belgeniz (Heiratsurkunde) ile geriye dönük „Evlilik Bildirimi“ (Tescili) yapılır; evlilik kaydı sisteme işlendikten hemen sonra boşanma kararı için idari tescil başvurusu sunulur.

21. Almanya’da noter huzurunda yapılan „anlaşmalı boşanma sözleşmeleri“ (Scheidungsfolgenvereinbarung) idari tescil yoluyla Türkiye’de geçerli kılınabilir mi?

Cevap: Hayır, kılınamaz. Almanya’da taraflar boşanmanın mali ve hukuki sonuçlarını bir noter senediyle (Notarielle Urkunde) protokol altına alabilirler ancak bu protokolün kendisi evlilik bağını tek başına sona erdirmez. 5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesi uyarınca idari tescile konu olabilecek metin, mutlaka konusunda yetkili bir adli veya idari makam (Almanya için Familiengericht – Aile Mahkemesi) tarafından verilmiş resmi bir mahkeme kararı (Beschluss / Urteil) olmak zorundadır. Noter sözleşmeleri tek başına nüfus kütüğüne tescil edilemez.

22. Boşanma kararında çocukların velayeti Alman Gençlik Dairesine (Jugendamt) verilmişse, idari tescil sürecinde nasıl bir yol izlenir?

Cevap: Velayet hakkının kime verildiği, boşanmanın idari tescili (nüfus kütüğünde boşanmış görünmeniz) için bir engel teşkil etmez. İdari komisyon, velayet maddesinde Jugendamt adını görse dahi boşanma statüsünü nüfusa tescil eder. Ancak, bu velayet kararının Türkiye coğrafyasında da hüküm ifade etmesi, örneğin çocuk adına Türkiye’de pasaport çıkarılması veya miras işlemlerinin yürütülebilmesi isteniyorsa, Türk Aile Mahkemesinde müstakil bir „Tanıma ve Tenfiz Davası“ açılması şarttır.

Ähnliche Beiträge