Almanya’da Verilen Boşanma Kararları Türkiye’de Kendiliğinden Geçerli midir?

Zur Wirksamkeit deutscher Scheidungsurteile in der Türkei

Almanya’da boşanan vatandaşlarımızın aklına gelen ilk soru, Almanya’da verilen boşanma kararları Türkiye’de geçerli mi? sorusudur. Kısa Cevap : Hayır. Almanya’da verilen boşanma kararları Türkiye’de kendiliğinden geçerli değildir. Bu kararların Türk hukukunda hüküm ve sonuç doğurabilmesi için somut olayın özelliklerine göre tanıma (Anerkennung), tenfiz (Vollstreckbarerklärung) veya idari tescil işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekir.

Devletlerin egemenlik hakkı ve yargı yetkisinin ülkeselliği ilkeleri gereğince, ulusal mahkeme kararları bir başka devletin ülkesinde doğrudan hukuki sonuç doğurmaz. Bu doğrultuda, yabancı bir mahkeme ilamına dayanılarak başka bir devletin icra organları kendiliğinden harekete geçirilemeyeceği gibi, o ülke mahkemeleri de bu karara doğrudan hukuki geçerlilik tanımaz. Zira her devlet, egemenlik gücünü ve buna bağlı cebri icra yetkisini münhasıran kendi sınırları dahilinde kullanır. İşte bu hukuki sınırı aşmak adına devletler, yabancı mahkeme kararlarının kendi egemenlik alanlarında etki ve icra kabiliyeti kazanmasını, ya iç hukuklarında öngördükleri ya da taraf oldukları uluslararası sözleşmelerle düzenledikleri özel şart ve usullere tabi tutar.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunu’nun “Tenfiz kararı“ başlıklı 50.maddesi, “ (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan kararların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (2) Yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir.“ der.

Mezkur yasanın “Tanıma“ başlıklı 58. maddesi ise , “ (1) Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. (2) İhtilafsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tabidir. (3) Yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye’de idari bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır. “ hükmüne amirdir.

Yargıtay içtihatlarında da yabancı mahkeme kararlarının Türk Hukuku bakımından sonuç doğurmasının yetkili Türk mahkemesince tanıma veya tenfiz kararı verilmesine bağlı oldugunun altı çizilmektedir:

“…Taraflar Esslingen Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi kararı ile boşanmış iseler de Yabancı Mahkeme kararlarının Türk Hukuku bakımından sonuç doğurması yetkili Türk mahkemesince tanıma veya tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yabancı kararla ilgili tanıma veya tenfiz kararı verilmedikçe veya bu yönde açılan dava reddedildiği taktirde o karar Türkiye’de Türk hukuk sistemi açısından hukuki sonuç doğurmaz ve taraflar boşanmış sayılmazlar. O halde tarafların evliliği Türk hukuku açısından halen devam etmektedir…“ (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 15.10.2009 Tarih, 2009/4145 Esas, 2009/4848 K.)

“…Yabancı mahkeme kararlarının verildiği ülke dışında kabul edilmesi, hüküm ve sonuç doğurması kararın tanınması ve tenfizi ile mümkündür. Kural olarak tanıma ve tenfiz açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilebilir. Bu davalar sonucunda tanıma veya tenfiz kararı verilmesiyle birlikte yabancı mahkeme kararı, mahalli mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır.“ (YHGK, 18.10.2018 tarihli ve 2017/108 E., 2018/1459 K. sayılı kararı).

Tanıma nedir? (Anerkennung)

Tanıma davası, yabancı bir mahkemeden bir hukuk davasına ilişkin olarak verilen ve verildiği mahkemenin tabi olduğu hukuk sistemi uyarınca kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının Türkiye’de kesin delil ve kesin hüküm teşkil etmesini sağlamaya yönelik davalardır.

Boşanma kararları hukuksal nitelikleri uyarınca yenilik doğurucu kararlardan olmakla, tanınmaları mümkündür. Ayrıntılı bilgi için (Almanya’da Verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tanınması) başlıklı makaleyi inceleyebilirsiniz.

Tenfiz nedir? (Vollstreckbarerklärung)

Bir yabancı mahkeme ilamının Türkiye sınırları içinde devlet gücüyle zorla uygulanabilmesi, yani cebri icra kabiliyeti kazanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) kapsamında düzenlenen Tenfiz davasına tabidir.

Boşanmanın mali ve şahsi sonuçlarına ilişkin velayet, nafaka, tazminat vb. kararların Türk icra organları eliyle zorla uygulanabilmesi, tenfiz yoluna başvurulmasını zorunlu kılar. Ayrıntılı bilgi için (Almanya’da Verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tenfizi) başlıklı makaleyi inceleyebilirsiniz.

Tanıma ve Tenfiz Davası Arasındaki Fark Nedir?

Almanya’daki bir aile mahkemesinden (Amtsgericht – Familiengericht) alınan boşanma kararını Türk mahkemelerinde açılacak bir Tanıma Davası yoluyla (yargısal yoldan) nüfus kayıtlarına işletmek, sadece ve sadece evlilik birliğinin sona erdiğini (boşanma olgusunu) ve yeni bir medeni statüyü hukuken geçerli kılar. Ancak tanıma yolu, kararda yer alan velayet, nafaka, maddi-manevi tazminat veya mal paylaşımı gibi boşanmanın mali ve şahsi sonuçlarının Türkiye’de icra edilebilirliğini (cebri icra kabiliyeti kazanmasını) sağlamaz. Bu edai (hüküm içeren) kararların Türkiye’de Türk icra organları eliyle zorla uygulanabilmesi, tanımanın ötesine geçen, müstakil ve teknik bir süreç olan tenfiz yoluna başvurulmasını kanunen zorunlu kılar.

Doktrinde tanıma, „bir mahkeme kararının kesin hüküm kuvvetinin yabancı ülkede kabulü“ olarak tanımlanırken, tenfiz ise „bir mahkeme kararının, sahip olduğu kesin hüküm kuvvetinin sonucu olarak, maddi icra muamelelerini gerekli kılan kamu gücünü harekete geçiren vasfı“ olarak tanımlanmıştır (Pelin …, Tanıma-Tenfiz, Ankara, 2013, s.23-24).

Yargıtay HGK. 30.11.2011 Tarih , 2011/593 Esas, 2011/726 K. sy kararı, yabancı boşanma kararlarının hukuki niteliğini ve bu kararların hangi hallerde tanıma, hangi hallerde tenfiz konusu olacağını açıklaması bakımından önem taşımaktadır:

“Tanıma; „Bir mahkeme kararının kesin hüküm kuvvetinin yabancı ülkede kabulü“; tenfiz ise; „Bir mahkeme kararının, sahip olduğu kesin hüküm kuvvetinin sonucu olarak, maddi icra muamelelerini gerekli kılan kamu gücünü harekete geçiren vasfı“dır.

Her mahkeme kararı hem kesin hüküm, hem de icra kabiliyetini birlikte taşımamakta; bazı kararlar nitelikleri gereği yalnız kesin hüküm teşkil etmekte, fakat icra kabiliyetleri bulunmamaktadır.

İşte bu tür yabancı mahkeme kararları yalnız tanınabilir; tenfiz edilemezler. Çünkü icra kabiliyetleri yoktur.

Tespit kararları ile yenilik doğurucu kararların Türkiye’de yalnız tanınmaları mümkün olup; bunlara tanıma şartları uygulanacaktır. Eda kararlarının ise, hem tanınmaları hem de tenfizleri mümkündür.

Eldeki davada, talep konusunu boşanma kararı oluşturmakla, yeri gelmişken boşanma kararlarının hukuki nitelikleri üzerinde de durulmalıdır:

Boşanma kararları hukuksal nitelikçe yenilik doğurucu kararlardandır. Yenilik doğrucu kararlar ise, bir hukuki durumun kurulması, değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması için hak sahibinin iradesinin kafi gelmemesi ve durumun ancak bir mahkeme kararı ile doğmasının gerekli olduğu hallerde açılan dava sonucu verilen karardır. Bu kararların hukuki alanda etkili olmaları için icraya ihtiyaçları yoktur. Bu kararlar taşıdıkları inşai tesir (yenilik doğrucu etki) ile arzu edilen sonuçları doğururlar. Hukukumuzda, yenilik doğurucu oldukları kabul edilen kararlar, babalık kararı, evlenmenin butlanı, ölüme bağlı tasarrufların iptali, nesebin reddi, evlat edinmeye izin ve boşanma kararları olarak sayılabilir. Bu kararların icra özelliği olmayıp; yabancı mahkeme kararı sadece bu kararlara yönelikse ve Türkiye’de nüfus kayıtlarında işlem yapılması amaçlanıyorsa, tanıma kararı bu amacı gerçekleştirmeye yeterli olacaktır.

Görülmektedir ki, boşanma kararları hukuki nitelikçe yenilik doğurucu kararlardan olmakla, tanınmaları olanaklıdır.

Ne var ki, bir boşanma kararı aynı zamanda icraya koymayı gerektiren, bir eda kararını (tazminat, nafaka, çocuk teslimi gibi) da taşıyorsa bu halde kararın eda bölümü için tenfiz şartlarının aranması gerekir. “

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 E., 2012/1 K. sayılı kararında ise, tanıma ve tenfiz kavramları açıklanmış olup, buna göre; tenfiz mahkemesinin, yabancı mahkeme kararına ilişkin maddi hukuk ve usul hukuku denetimi yaparak, yabancı ilamın içeriğini tetkik etme olanağı bulunmadığına karar verilmiştir:

“…Bir ilamın başka bir ülkede o devletin icra organlarını harekete geçirerek uygulanmasını, icra edilebilirliğini sağlamak, ancak tenfiz kararının varlığı ile mümkündür. İcra edilmesinin gerektiği ülkede tenfiz için yabancı mahkeme kararında tenfiz şartlarının var olup olmadığının incelenmesi ve varılacak sonuç dairesinde verilecek tenfiz kararı ile mümkün ve uygun olacaktır. Tenfiz (exeguatur) doktrinde değişik şekillerde açıklanmaktadır. 

Tenfiz, yabancı mahkeme kararına, kesin hüküm ve kesin delil kuvveti uygun görmek yanında, Türk icra organları aracılığıyla Türkiye’de icra edilebilme gücünün verilmesine ilişkin bir mahkeme kararıdır. Yabancı bir mahkeme kararının Türk Mahkemeleri’nce tenfiz edilebilmesi için, özel hukuk ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığı çözmek için verilmiş olması gerekir (5718 s. MÖHUK m.50).

Hukuk davalarının usul hukukuna ilişkin bir vasıflandırma olmasına, vasıflandırmaya ilişkin değerlendirmeler ile hangi tür davaların hukuk davası olacağı, tenfizin talep edildiği ülke hukukuna göre belirlenecek ve değerlendirilecektir.

Diğer yönüyle; yabancı ilamın, verildiği ülke hukukuna göre şekli anlamda kesinleşmiş olması gerekir. Tenfiz davasında hukuki yarar şartı öncelikle incelenerek, kararı verecek olan hâkimin, yalnızca yabancı kararın tenfiz edilebilmesi için Türk Hukuku’nda aranan şartları taşıyıp taşımadığını irdelendikten sonra, şartların bulunması halinde artık tenfiz (exequatur) kararını verebilecektir. 

Tenfiz mahkemesinin, yabancı mahkemenin esasa uyguladığı hukuku ve aynı şekilde kendi usul hükümlerini doğru uygulayıp uygulamadığını inceleme ve yabancı ilamın içeriğini tetkik etme olanağı bulunmamaktadır (2675 s. MÖHUK m.38/c, 5718 s. MÖHUK m.54/a, b, c, ç). Ancak, yabancı mahkeme ilamının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde, tenfize her şekilde engel bulunduğu 5718 sayılı Kanun’un amir hükmü gereğidir,…” (https://www.corpus.com.tr)

İdari Tescil nedir?

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi, yabancı mahkemeler veya yetkili idari otoriteler tarafından ittihaz olunan boşanma kararlarının, kanuni şartların tecellisi halinde yargısal bir tanıma davasına hacet kalmaksızın doğrudan nüfus kütüğüne işlenmesine olanak tanımıştır. Bu modern hukuki enstrüman, bilhassa gurbette yaşayan Türk vatandaşları için önemli bir usuli kolaylık sağlamış; anlamsız dava süreçlerinin, zaman kayıplarının ve yüksek yargılama giderlerinin önüne set çekmiştir.

Ne var ki, idari tescil yolunun doğurduğu hukuki sonuçlar yalın bir statü değişikliğinden ibarettir. Bu mecra, yabancı boşanma kararının yalnızca „evlilik birliğinin sona ermesi“ yönünü Türk nüfus kayıtlarına tescil eder. Ayrıntılı bilgi için (Almanya’da Verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’de İdari Tescili: Şartları, Usulü ve Sonuçları) başlıklı makaleyi inceleyebilirsiniz.

Sonuç

Sonuç olarak; Almanya’da verilen boşanma kararları ülkemizde kendiliğinden geçerli değildir. Bu kararların Türk hukuku nezdinde hüküm ve sonuç doğurabilmesi için somut olayın özelliklerine göre tanıma, tenfiz veya idari tescil işleminin gerçekleştirilmesi gerekir. Hangi yolu izlemeniz gerektiği ile ilgili detaylar için (Almanya’da Verilen Boşanma Kararlarında Tanıma mı, Tenfiz mi, İdari Tescil mi?) başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Ähnliche Beiträge

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert